89. yılında hâlâ Nutuk’taki hataları konuşamıyoruz

89. yılında hâlâ Nutuk’taki hataları konuşamıyoruz
Son Güncellenme : 16 Eki 2016 10:00
Kategori: Genel
Toplam Görüntülenme : 594 kez
Etiket :

Nutuk’un okunuşunun 89. yıldönümü. Yine Nutuk üstü nutuklar, yine içi boş teraneler, yine ‘Ulu Önder buyurdu ki’ sallamaları…

Bıktık bu nutuklardan. Ya bize yeni bir şey söyleyin ya da susun. Bunların çok daha etli butlularını 89 yıldır dinleyegeliyoruz zaten.

Şimdi tozu dumana katmadan önce soralım:

Nutuk nedir?

Cevap: CHP’nin 2. Kurultayı’nda Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal’in geçmişle ve kendi devriyle amansız bir hesaplaşmasıdır.

Kimlerle peki?

En başta kendisine vaktiyle destek çıkan ama Lozan sürecinde yolları ayrılan eski yol arkadaşlarıyla ağır bir hesaplaşmadır.

Başka?

İzmir Suikasti davasıyla ağızların ya idam sehpasında veya ev hapsiyle kapatılmasından sonra tarihi mümkün mertebe en münasip şekle sokma çabasıdır. Kimsecikler itiraz edemeyeceği için de resmi tarih hafızanın üzerinden silindir gibi geçecek ve hala süren tahakkümünü tesis etmiş olacaktır.

Son olarak da Nutuk‘un, Harf İnkılabı’nın ‘kütüphaneleri tuğla yığınına’, hafızaları da bebeklik çağlarına çevirecek tırpanından sonra geçmişi asla hatırlayamayacak nesillere kutsal bir kitap gibi dayatılmasıdır.

Bu özellikleriyle Nutuk içerdiği bütün belgelere rağmen bir tarih kitabı değildir, gençliğe hitap ettiği son paragrafı hariç meydanlarda okunacak bir manifesto da değildir, genellikle söylendiği gibi ‘Ata’nın milletine hesap verişi’ hiç değildir. Buyurgan bir edayla kaleme alınmış olan metin ‘Bu budur’ diyor, o sırada yurt dışında bulunan Rauf Orbay’a hilafetçi diye saldırıyor, evine kapatılmış Kâzım Karabekir’e hain yaftasını yapıştırıyor, Şapka Kanunu’na muhalefet eden Kutul Amare kahramanı Sakallı Nureddin Paşa’ya ağzına geleni sayıyordu. Nasıl olsa kimse itiraz edemeyecek, gıkını çıkaramayacaktı.

Nutuk’un okunmasından 6 yıl sonra boş kalan meydanı doldurmaya teşebbüs eden Kâzım Karabekir basın yoluyla cevapları vermeye başlayınca apar topar susturulacak ve polisler evine baskın yaparak dosyalarına üç çuval halinde el koyacaktır. ‘Sen misin itiraz eden, sesini kestiğimiz yetmez, adını da tarihten sileriz’ şeklinde özetleyebileceğimiz Kemalist susturma yöntemi burada da işlemiş, Atatürk dönemi ders kitaplarında Karabekir Paşa nasılsa girme şansına eriştiği bütün karelerden itinayla temizlenmiştir. 1931 yılında basılan Lise Tarihkitabında dışlanan paşaların tek bir kare fotoğrafına rastlanmayışının sebebi budur.

Demek ki Nutuk bir tarih kitabı değil, siyasî bir müdafaanamedir. Tarih karşısında haklı çıkma tutkusu onun ideolojik yüzünü ele vermektedir. Nitekim Erzurum Kongresi’ndeki kendi konuşmasını Nutuk‘ta makaslayan bizzat Gazi’dir.

Zaten tarihi makaslaya makaslaya bu hale gelmedik mi? 90 yıldır makaslıyoruz. ‘Halk bunu kaldıramaz’ yalanlarına sığınarak yapılan makaslamalar sona ermeli ve makaslayanlar teşhir edilmelidir ama kim edecek? Şu tarihçilerimiz 5816’dan korktukları kadar Allah’tan korksalardı mesele hallolurdu çoktan!

Kes yapıştır ile de tarihçilik bu kadar oluyor işte.

89 yıldır tekrarlanan hata

Örneklerinizi görelim gayrı diyorsanız hazırım. Önce Nutuk‘taki şu cümleyi beraberce okuyalım:

“Bu mukadder seyr-i tarihiyi an’anevi itiyadatiyle, derhal ihtisas edenhanedan-i hükümdari ilk andan itibaren milli mücadelenin hasm-ı biamanı oldu.”

Ne anladınız diye sormayacağım. Sizden önce ne anladığını beyan eden yüzlerce allame çıkmış nasıl olsa. Bakın bir ‘Nutuk çevirmeni’ (gülmeyin, Türkiye’de epey akçalı bir iş sahasıdır bu) Nutuk‘un başlarındaki bu cümleyi nasıl çevirmiş:

“Bunu hemen sezinleyen padişah soyu, ilk andan başlayarak, millî savaşın amansız bir düşmanı oldu.”

Bu, koca Hürriyet gazetesinin okurlarına hediye ettiği Nutuk‘tandı. Şimdi de anlı şanlı Türk Dil Kurumu’nun neşrettiği Söylev‘de aynı cümlenin nasıl çevirildiğine bakalım. Elimdeki 1981 tarihli 8. baskısında aynen şunlar yazılı:

“Bu kaçınılmaz tarih akışını, gelenekten gelen alışkanlığı ile, hemen sezinleyen padişah soyu, ilk andan başlayarak ulusal savaşın amansız bir düşmanı oldu.” (cilt I, s. 11)

Bu, Nutuk boyunca tekrarlanan iddialardan sadece biri. Asıl üzerinde duracağım nokta, “hanedan-ı hükümdari‘ terkibi. Çevirenler onu motamot alıp bugünkü dile “padişah soyu” diye çevirmişler ki, bu da yanlış.

Yanlış mı? Evet yanlış, çünkü mantıksız. Tam çevirisi “padişah soyu” değil, “hükümdarlık hanedanı“!!! Aynen. Nutuk metinlerinde hala kol gezen yığınla yanlıştan sadece biri bu. 1927 tarihli OsmanlıcaNutuk‘un 10. sayfasına bakıyor ve bu ifadenin aslının “hanedan-ı hükümdari” değil, “hanedan hükümdarı” olduğunu hayretle okuyoruz! Yani Osmanlı hanedanının hükümdarı Sultan Vahidüddin kastediliyor, soyu değil.

Hanedan hükümdarı” nerede “hanedan-ı hükümdari” nerede?

Peki bu vahim hata nasıl yapıldı?

İnönü Nutuk’u yasaklatmıştı

Nutuk epeyce talihsiz bir kitap. 1927 Ekim’inde okundu ve basımına girişildi. Osmanlıca baskının üzerinde 1927 yazmasına rağmen basımının 1928 yılına sarktığı anlaşılıyor. Nutuk tam da Kasım ayında Harf devriminin yapılacağı 1928 başlarında Arap harfleriyle basılmıştır ki, bu da piyasada en fazla 7-8 ay kaldığı anlamına gelir. 1 Kasımdan itibaren bütün Arap harfli kitaplar toplatılırken Nutuk‘a ayrıcalık tanınmamış, o da toplatılmıştır. Aksi halde CHP Genel Sekreteri Recep Peker’in parti teşkilatlarına ‘Bari birer tane Nutuk satın alın’ talimatına bir mana veremeyiz.

Velhasıl Kurultayda CHP’nin (dolayısıyla devletin) temel kitabı kabul edilen Nutuk basılır basılmaz toplatılmış ve 1934 yılına kadar da yeni harflerle gün yüzü görmemiştir. 1928-34 yıllarında yasaklı kitap muamelesi gören Nutuk‘un yeni haflerle iki baskısının yapıldığını ve bir daha basılabilmek için tam 12 sene beklemek zorunda kaldığını bilmiyoruz. Yani İnönü’nün Milli Şefliği devrinde Nutuk hiç basılmamış olup Nutuk‘u yeniden basmak DP iktidarına nasip olmuştur!

Sorsanız CHP Nutukçuluğu kimseye bırakmaz ama neden 12 sene Nutuk’u tutuklattığını saklar.

Türkiye’de tarih böyle kevgirle su taşımaya benzer işte.

Bizim gibiler çıkıp da “Hanedan hükümdarı“nın nasıl olup da “hanedan-ı hükümdari” diye çevrilebildiğini ve bu hatanın 90 yıldır devam ettirildiğini söyleyince kızıyorlar. Bunca İnkılap Tarihi profunun, doçentinin vs. hala eli yüzü düzğün bir Atatürk biyografisi ortaya koyamayışına kızsalar iyi ederler. Aynaya kızmanın manasızlığını Sinderella bile öğretememiş bunlara anlaşılan.

Nutuk‘un Osmanlıca metnini yeni harflere çevirenler hataen ‘hanedan hükümdarı‘nı ‘hanedan-ı hükümdari‘ diye okuyarak kuyuya bir taş atmışlar, o taşı tam 89 yıldır çıkaramıyoruz. Meselenin özü de, özeti de budur.

Başka bir yerde Nutuk‘taki okunuş ve yazılış hatalarını yazdığım için merak edenler örnekleri Küller Altında Yakın Tarih adlı kitabımda bulabilirler. Yalnız şu kadarını söyleyeyim: Nutuk hala hatalarıyla basılmaktadır. Bunu düzeltmenin yolu, yazma orijinalinin tıpkı basımını yapmaktan geçmektedir. Bir ara Genelkurmay Başkanlığı, kasalarında bulunan elyazısı orijinalin basılacağını müjdelemişti ama demek FETÖcüler onu da engelliyormuş. Eh büyük ölçüde temizlendiklerine göre daha fazla beklemeyiz inşaallah.

89 yıl çok uzun bir süre zira.




Yorum Bırakabilirsin

***Yorumlar Onaylandıktan Sonra Yayınlanacaktır.