Ertuğrul Özkök’ün eşi başını örterse!

Ertuğrul Özkök’ün eşi başını örterse!

Ertuğrul Özkök’ün eşi başını örterse!

7 Haziran Çarşamba günü belediye otobüsünde önümde oturan şahıs, Hürriyet gazetesini katlaya katlaya okumaktaydı. Malum, bizim otobüslerde tek başına bir şey okumak kanun hükmünde kararname ile yasaklanmış gibidir. Her şey mutlaka müşterek okunmalıdır.

Hiçbir şey yapılamazsa, karşıdaki adamın okumakta olduğu kitabın kapağını görmek için bir sürü eğilip bükülme egzersizlerine katlanılır.

Bir ara okumakta olduğum kitaptan başımı kaldırdım ve gazetenin baş sayfasında genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök’ün o mahut kollarını kavuşturmuş resmi ile yazısının başlığı dikkatimi çekti. Başlık şöyle idi: “Eşim bir gün başörtüsünü atarsa”.

Hayrola, diye geçirdim içimden, yoksa Ertuğrul beyin eşi başörtülü de ben mi bilmiyorum? Olur ya, cahillik işte!

Merak muzır bir şeydir. Eve gitmeden bizim sokaktaki gazeteciye uğradım; ama Hürriyet kalmamıştı. Neyse, dedim, artık internetten okurum Özkök’ün yazısını.

Akşam, internete bağlandım, Hürriyetim sitesine girdim, köşe yazılarından Ertuğrul Özkök’ün ismini tıkladım ama o da ne? Özkök’ün yazısının başlığı farklıydı. Aslında başlığın son kelimesi hariç gazetedekinin aynıydı ama bu “son kelime” her şeyi alt üst ediyordu.

Özkök’ün internetteki yazısının başlığı şöyle çıkmıştı: “Eşim bir gün başörtüsü takarsa”.

Yok, bu işte bir hata olmalıydı. İnternette başka, gazetede başka türlü anlamlara gelebilecek iki ayrı başlık kullanamazdı herhalde yılların iletişim hocası ve gazetecisi. Ertesi gün, bir gün önceki günün gazetesini buldurup tekrar baktım; yanılmamışım.

Özkök, herhalde akşam üzeri yazısını internete verdikten sonra ‘birilerine’ danışmış ve fena halde tepki almış olmalı, diye tahmin yürüttüm. Tepkiler üzerine baskıya gireceği sırada gazetedeki yazısının başlığını değiştirmiş; ama internetteki başlığı değiştirmeyi unutmuştu. Şu anda da unutulmuş hali ile okuyucuların hizmetinde bu yazı.

Şimdi kalkıp, “Ne var bunda?” demeyin lütfen. Çok şey var.

Bir kere, internetteki başlığın argo tabirle yazıya “cuk” oturduğu açıkça görülüyor. Yani yazının, eskilerin deyişiyle “siyâk ve sibâkına” daha uygun bir başlık internetteki versiyon. Zira yazıda bir özeleştiri ve iğneyi kendine batırmayı göze alabilen bir yaklaşım var.

Merak edenler için Özkök’ün yazısının özeti şu:

O günlerde L’Express dergisinde Avupa İslamcılığı başlığıyla bir haber yayınlanmış. Bu haberde Avrupa’daki birtakım İslamcıların artık İslamcılığı sevmedikleri söyleniyormuş. Almanya Milli Gençlik Teşkilatı eski başkanı Mustafa Şen, “evvelden çok katı” imiş, şimdi ise İslamcılığın başarısızlığa uğradığını görünce nâdim olmuş ve şu müthiş(!) itirafta bulunmuş:

“Eşim bir gün başörtüsünü atarsa, böyle yaptığı için ondan boşanmam.”

Buraya kadar Ertuğrul Özkök’ten beklenebilecek şeyler var yazıda. Asıl bundan sonra meselenin bam teline geliyoruz. Çünkü Özkök, bir ulusal uzlaşma için sadece İslamcıların taviz vermelerinin yetmeyeceğini, bir “uzlaşma durağı”nda buluşmak istiyorsak laiklerin de bu tür bir özeleştiriye ihtiyaçları olduğunu vurguluyor.

Özkök, “Birlikte yaşama kontratı”na ulaşmak zorunda olduğumuzu söylüyor ve laik kesimi çatışmacı kimliğinden vazgeçmeye davet ediyor:

“80 yıla yakın süredir laikliği, çok sert bir çerçeve içinde tutmaya çalışan zihniyet de kendini yeniden gözden geçirecek.”

İşte burada durun ve Ertuğrul Özkök’ün her iki başlığına yeniden bakın. Hangisi yazının “siyâk ve sibâkına” daha uygun? Elbette internetteki. Yani bir özeleştiri içereni.

Demek istiyor ki değiştirilmeden önceki başlığıyla sayın Özkök, Mustafa Şen’in şahsında İslamcılar eşlerinin başlarını açmasına ses çıkarmayacakları noktasına geldiler gelmesine; ama laikler kendi eşlerinin de bir gün başörtüsü takması karşısında aynı soğukkanlılığı ve olgunluğu gösterebilecekler mi?

Aslında gördüğünüz gibi önemli bir soru bu. Sorunun kendisi değil de, yöneltildiği kesim ve yönelten açısından önemli.

Bilmiyorum internetteki yazısına ne gibi tepkiler aldı sayın Özkök; ama keşke gazetede de aynı başlığı kullanabilme cesaretini gösterebilseydi!

Bir de şu internete fuzuli demiyorlar mı?!..



Satılık İmparatorluk İmzalı Kitap x

07-Eyl-2010  (20:32) Tarihinde M. Armağan Tarafından Yayımlanmıştır.
1.498 kez okunmuş ve Yorum Yapılmamış.

Yorum Bırakabilirsin

***Yorumlar Onaylandıktan Sonra Yayınlanacaktır.

*