<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Atatürk ve Hitler İlişkisi &#8211; Mustafa Armağan &#8211; Kişisel Web Sitesi</title>
	<atom:link href="http://www.mustafaarmagan.com.tr/etiket/ataturk-ve-hitler-iliskisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mustafaarmagan.com.tr</link>
	<description>Tarihle Birlikte Düşünmek...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 May 2014 11:49:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.0.8</generator>

<image>
	<url>http://www.mustafaarmagan.com.tr/wp-content/uploads/2017/11/cropped-mustafa-armagan-icon-32x32.png</url>
	<title>Atatürk ve Hitler İlişkisi &#8211; Mustafa Armağan &#8211; Kişisel Web Sitesi</title>
	<link>http://www.mustafaarmagan.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye Cumhuriyeti’ni Almanlar mı şekillendirdi?</title>
		<link>http://www.mustafaarmagan.com.tr/genel/turkiye-cumhuriyetini-almanlar-mi-sekillendirdi/</link>
					<comments>http://www.mustafaarmagan.com.tr/genel/turkiye-cumhuriyetini-almanlar-mi-sekillendirdi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 May 2014 11:49:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Almanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Hitler İlişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hitler]]></category>
		<category><![CDATA[Nazi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.mustafaarmagan.com.tr/?p=7823</guid>

					<description><![CDATA[Almanların yenilebileceklerine ihtimal vermeyen Enver Paşa’dan bugüne çok şeyler değişti. 2. Dünya Savaşı’nın ardından içine düştükleri ezikliği, ülkelerini ayağa kaldırmak üzere giden Türk işçileri karşısında atmaya çalışan Almanların, 31 Mart vakası ve Osmanlı’nın 1. Dünya Savaşı’na sürüklenmesi dahil pek çok karanlık hadisenin içinde parmakları olduğunu görmemek için kör olmak gerek. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında Almanya’yla içine girilen ekonomik, kültürel ve ideolojik yakınlaşma baş döndürücü boyutlara ulaşmıştı. Bu yıllara ait üzeri örtülmüş veya fark edilmesi istenmemiş o kadar bol malzeme var ki! Bunlar hakkıyla ortaya konulduğunda Türkiye’nin Nazi Almanya’sından ne kadar çok etkilendiği ve mesela Atatürk öldüğünde rakipsiz en büyük ticaret ortağının Almanya olduğu görülecektir. Bu bilgiler de, ilişkileri Hitler’in Atatürk’e hayranlığından ibaretmiş gibi göstermeye çalışan resmî yaklaşımın sırlarını dökecek ve Savarona’nın alınmasından Çankaya Köşkü’ndeki Hitler’in imzalı fotoğrafına dek uzanan çok karmaşık bir ilişkinin pimini çekecektir. Almanya’nın 1917’de Von Kühlmann adlı büyükelçisi vasıtasıyla Osmanlı’nın Harf İnkılabı ihtiyacını gündeme getirmesi ilginçtir. Daha Arap harflerinin kullanıldığı 1926’dan başlayarak Harf İnkılabı’na dair gelişmeleri yakından takip eden Büyükelçi Nadolny ise Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya’da Alman alfabesine dayalı bir harf inkılabı yapılması için kulis faaliyetlerine başlamıştır. Bu gerçekleştiği takdirde Alman kültürü yayılacaktır. Aynı büyükelçinin en büyük korkusu ise Türklerin Fransız alfabesini kabul edip zaten etkisinde bulundukları Fransa’nın nüfuz alanına girmeleri ve Almanya’dan kopmalarıdır. Bunun için ne yapıp edip Almancanın, o da olmazsa Almanya etkisindeki Macarca gibi Doğu Avrupa alfabelerinin benimsenmesini sağlamak gerekir. Devrimden sonra sevinçle şöyle yazar: Yeni alfabenin sesli harfleri tamamen Almancadan alındı. Kelimeler konuşulduğu gibi yazılıyor. Türkler Fransız kültür çevresinden uzaklaşıp Almanya’nın etkili olduğu Doğu Avrupa çevresine girdiler. Bu, Almanya’nın menfaatinedir. Nadolny’ye göre bunları yapan Gazi Mustafa Kemal, Rusların Deli Petro’su gibi Asyalı halkını kamçıyla Avrupalılaştırmaktadır! Hitler’in Türkiye planı Peki Cumhuriyet’in ekonomik performansında Almanların rolü neymiş? Öğrenmek için Prof. Yahya Sezai Tezel’e kulak verelim: “Nazi Almanya’sının 1930’larda Türk dış ticaretinin hemen hemen yarısını ele geçirmesi yepyeni bir durum yaratmıştı. Almanya ile yapılan ticaret, Nazi hükümetinin denetimi altındaydı. Almanlar Türkiye’den, sattıklarından daha çok mal ithal edip önemli borç bakiyeleri biriktirerek, Türkiye’yi dünya piyasalarında eli kolu bağlı bir duruma düşürdüler. 1930’lar Türkiye’sinde Nazi metropolü mübadele ilişkileri aracılığıyla Türkiye ekonomisi üzerinde, bir kapitalist metropole bağımlılık açısından başka hiçbir dönemde görülmemiş bir etki gücü elde etti.” Weimar ve Nazi Almanya’larının harfler ve ekonomiden başka hayatın hemen bütün alanlarında etkileri görülmüş. Neler mi? Şunlar mesela: İçişleri Bakanlığı’nı yeniden yapılandırmak için iki uzman; Ziraat Bakanlığı’na bağlı hayvancılık genel müfettişi; devlet fabrikalarına uzman; Harita Genel Müdürlüğü’ne mühendis; kimya, orman, sağlık, silah, inşaat, meteoroloji, emniyet vs. uzmanları ile Yüksek Ziraat Enstitüsü müdürü ve 4 öğretim üyesi Almanya’dan çağrılmış. Ordumuzda görevli Alman subayları saymadım daha. Yeni kurulan ve ortak olan Alman şirketlerini de. Lufthansa’nın 1939 anlaşmasıyla Türkiye’nin hava trafiğinde tekel kurmasını hatırlatıp geçelim. 1927’de Deutsche Bank’a camisiyle birlikte satılan Elazığ’ın Maden ilçesindeki bakır arazisi gibi örnekleri eklediğinizde durum ilginç bir hal alır. ‘Türkiye’nin kuruluşunda Almanya bu kadar belirleyici miymiş?’ sorusu akıllara takılır ister istemez. Ama durun, devamı var. 1933’te iktidar olan Nazi Almanya’sına geldiğimizde ilişkiler hızlanıyor. İtfaiye uzmanı Weinmayer geliyor. Onu senfoni orkestrasının başına Praetorius’u, konservatuvarın başına da Hindemith’i getirmemiz izliyor. Carl Ebert, tiyatro danışmanımız oluyor ve Fransızları ülkeye sokmamak için cansiperane bir mücadele veriyor. Denizaltılar ve donanmada çalışan Alman uzman ve subaylar cabası. Çukurova’da makineli tarıma geçilmesinde de etkili oluyorlar. Basına rüşvet dağıttırmıştı Türk ordusunda görevli subaylar Alman nüfuzu için çalışıyor, ordunun Alman askerî sanayiine bağımlı kılınmasını amaçlıyorlar. “Almanya’nın hedefi, Türkiye’nin askerî alanda da Alman etkisine girmesini ve dış politikasını buna göre düzenlemek zorunda kalmasını sağlamaktı.” diyen Cemil Koçak’ın hükmü şu: “Nazi iktidarı döneminde, Almanya’nın siyasal, kültürel, askerî ve ekonomik amacı, Türkiye’yi her bakımdan Almanya’ya bağımlı bir ülke haline getirmektir.” Türk basını üzerinde tekel kurmaya kalkmıştı Hitler. Bu amaçla Alman şirketleri basınımıza yüklü miktarlarda reklam verdiler, büyük Alman şirketleri gazete kâğıdı ihtiyaçlarını İngiltere ve Fransa’ya oranla düşük fiyatlar vererek karşıladılar. 1939’a geldiğimizde basınımız kâğıtta Almanya’ya bağımlı hale gelmişti. Hatta Hitler Almanya’sı rüşvet çuvalının ağzını açmış, basını denetlemek üzere gazete sahipleri, yazı işleri ve köşe yazarlarına milyonlarca markı sebil ediyordu. Üniversite reformunda sokağa atılan hocalarımızın yerine Alman/Yahudi profesörlerin ikame edilmesini hatırlatmakta yarar var. Ankara’nın şehir planını yapan Jansen ve bakanlıklar mimarı Holzmeister gibi parlak isimler, Troost, Speer, Egli, Elsaesser ve Bonatz gibi mimarlar ne güne duruyor? Bıktırmamak için kesiyorum. Sadece şu Atatürk heykellerine bakın. Sarayburnu’ndaki ilk heykeli yapan Krippel, Hanak ve ölünce yerine gelen Thorak (ki Hitler’in resmî devlet sanatçısı olmuştu ve Güven Anıtı’ndaki o kaba Nazi figürlerini miras bırakmışlardı Ankara’ya), Canonica (İtalyan’dı ama Mussolini’nin adamıydı). İnönü ise heykelini Viyanalı Belling’e sipariş etmişti. Yıllar önce bir sanat eleştirmeni, Almanya’da Naziliğin, İtalya’da faşizmin heykel ve anıtları yıkıldığı halde bu sanatçıların eserlerinin her nasılsa Türkiye’de yaşamaya devam ettiğini şaşkınlıkla dile getirmişti. Adnan Adıvar’ın dediği gibi Türkiye bir dönemi donduran büyük bir anıt-kabire mi dönmüştür yoksa? Kaynak: R. Çalık-A. A. Baltaoğlu, “Alman kaynaklarında Türk Harf İnkılâbı ve Yankıları”, Atatürk Yolu, Mayıs-Kasım 2011; Y. S. Tezel, Cumhuriyet Döneminin İktisadi Tarihi, 1994; C. Koçak, Türk-Alman İlişkileri, 2013; Y.Ögüldür, Türk-Alman İlişkileri, 1993. O. Taylan, “Türkiye’de Nazi Heykelciliği”, Sanat Emeği, Mart 1978. 4 Mayıs 2014, Pazar]]></description>
		
					<wfw:commentRss>http://www.mustafaarmagan.com.tr/genel/turkiye-cumhuriyetini-almanlar-mi-sekillendirdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk, Hitler&#8217;e neler yazmıştı?</title>
		<link>http://www.mustafaarmagan.com.tr/genel/ataturk-hitlere-neler-yazmisti/</link>
					<comments>http://www.mustafaarmagan.com.tr/genel/ataturk-hitlere-neler-yazmisti/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Apr 2012 22:58:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve Hitler İlişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hitler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.mustafaarmagan.com.tr/?p=5030</guid>

					<description><![CDATA[Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 3 Nisan&#8217;da yaptığı grup toplantısında İsmet İnönü&#8217;nün Adolf Hitler&#8217;le samimi tebrikleşmelerini haber yapan bir gazeteyi ekranlara göstererek ona &#8216;Führer&#8217;i kendi partinde ara&#8217; mesajını verdi.  Başbakan&#8217;ın 1930&#8217;lu yılları -Dersim ve İstiklal Mahkemeleri hariç- neredeyse hiç tartışma konusu yapmayışının tek bir gerekçesi olabilir: Meselenin ucunun, hassas bir nokta olan Atatürk&#8217;e değecek olması. Karşısındaki cepheyi genişletmek istemiyor besbelli. Bu nedenle eleştiriler 1930&#8217;ları es geçerek büyük ölçüde 1940&#8217;lar üzerinde yoğunlaşıyor. Acaba 1930&#8217;lar (ve 1920&#8217;lerin ikinci yarısı) gerçekten de es geçilebilir yıllar mıdır? Bu dönemde demokrasi, hukuk ve ahlak adına eleştirilecek noktalar yok mudur? Ve eğer bir Tek Parti yönetimi kurulmuşsa bunun izini 1925&#8217;e kadar sürmek gerekmez mi? Gerekir gerekmesine ama siyaset buna izin vermez. Lakin biz siyasetçi değiliz. Ve tarih gerçeği ortaya koymak durumunda. Ne var ki, Türkiye&#8217;de resmi tarihçiliğin esas işlevinin gerçeğin üzerindeki örtüyü açma değil, üzerini örtme olduğunu biliyoruz. Şunu bilelim ki, Hitler, yalnız İnönü ile değil, iktidara gelişinden sonra Gazi Mustafa Kemal&#8217;le de defalarca yazışmış, tebrikleşmişti. Bunda tuhaf bir taraf da yoktur, zira sonuçta iki devlet başkanının resmi yazışmalarıdır. Asıl tuhaf olan, bu yazışmalar üzerinde neden durulmadığı. Hitler&#8217;le yazışmak eğer sakıncalı bir şeyse, o zaman Atatürk&#8217;ün Hitler&#8217;le zaman zaman özel haberciler aracılığıyla devam eden mesajlaşmalarını nasıl yorumlayacağız? İşte Bilal N. Şimşir&#8217;in &#8220;Atatürk ve Yabancı Devlet Adamları I&#8221; adlı kitabından Hitler-Atatürk mesajlaşmaları (TTK, 1993, s. 149-178; bazı kelimeler sadeleştirildi). İlk doğrudan mesajı gönderen Atatürk oluyor: &#8220;Alman Devletinin en yüksek makamına seçilmeniz dolayısıyle en samimi tebriklerimi arzeylemekle bahtiyarım. Çok yüksek saygılarımın kabul buyurulmasını rica ederim.&#8221; (21 Ağustos 1934) 5 gün sonra Berlin Büyükelçisi Hamdi Arpağ Hitler&#8217;i ziyaret ettiğini, Führer&#8217;in, Atatürk&#8217;ün taziye mesajına çok minnettar kaldığını ve teşekkürlerini ilettiğini yazmaktadır. 30 Ağustos günü Hitler, yazılı bir mesajla teşekkür eder. Ardından Cumhuriyet Bayramı&#8217;nı kutlayan Hitler&#8217;e cevap gelir: &#8220;En hararetli teşekkürlerimi ve şahsî saadetinizle Almanya&#8217;nın refahı hakkındaki temennilerimi kabul buyurmanızı rica ederim&#8221; (2 Kasım 1934). 23 Kasım&#8217;da bu defa Hitler&#8217;dir yazan: &#8220;Memleket(ler)imiz arasındaki münasebetleri üstürmek(?) ve ilerletmek ciddi uğraşım olacaktır.&#8221; 4 Mart 1935&#8217;te Hitler, yeniden Cumhurbaşkanı seçilmesi üzerine Atatürk&#8217;ü tebrik eder. Ertesi günü Atatürk&#8217;ten teşekkür gelir. 2 Nisan&#8217;da Atatürk&#8217;ün yeni bir mesajını görürüz. Hitler, Reich Başkanlığı ve Reich Başbakanlığı&#8217;nı bir kanunla birleştirdiğini ve bu kanuna uyarak gücü ele aldığını bildirmektedir. Atatürk ise bundan &#8220;büyük sevinç&#8221; duymuştur: &#8220;Ekselâns, Sizi ülkenizin en büyük orununa geçmiş olmanızdan (dolayı) kutlarken, yurtlarımız arasındaki mutlu dostluk bağlarının korunmasını, berkitilmesini istediğinizin güvenini unutmayacağım.&#8221; Kitapta 217 numaralı belge, 1 Mayıs 1935 tarihini taşıyor. Yazan artık &#8220;Kamâl Atatürk&#8221;tür: &#8220;Alman Ulusal bayramı münasebetiyle Ekselânsınıza en ısı (samimi) tebriklerimle beraber özel gönenceniz ve asil Alman ulusunun genliği (refahı) hakkında beslediğim samimi dileklerimi sunarım.&#8221; Hitler&#8217;den cevap gecikmez. 6 Mayıs tarihli mesajda teşekkür eder. Milli bayramda tebrik mesajı Bu arada Şimşir&#8217;in kitabında Hitler&#8217;in Atatürk&#8217;e yazdığı iki mektup nedense Türkçeye çevrilmeden bırakılmış. Bu mektuplarda bir büyükelçinin geri çekilip yerine yeni bir elçinin atanması söz konusu ediliyor ve bu vesileyle en yüksek saygılarımı ve en samimi dostluk duyguları iletiliyor. Dahası var. Bu defa 28 Ekim&#8217;de Hitler, Atatürk&#8217;ün Cumhuriyet Bayramı&#8217;nı kutlar, 3 gün sonra da Atatürk &#8220;hararetle&#8221; teşekkür eder. 30 Nisan 1936&#8217;daysa Atatürk Almanların millî bayramları münasebetiyle tebrik mesajı gönderir, gerek Hitler&#8217;in şahsî mutluluğu, gerekse Alman milletinin refahı hakkında samimi temennilerini bildirir. Ertesi günse Hitler teşekkür eder. Aynı tebrikleşmeler 1936 ve 1937 yıllarında da devam eder. Bu arada Almanya&#8217;da Hitler&#8217;in yaptırdığı bir balon karaya inerken patlar. Atatürk hemen Hitler&#8217;e bir geçmiş olsun mesajı gönderir. Aynı gün (9 Mayıs 1937) Hitler&#8217;den teşekkür gelir. Bu arada Berlin Büyükelçisi Hamdi Arpağ, Dışişleri Bakanlığı&#8217;na gönderdiği notta Atatürk&#8217;ün selamını ve imzalı bir resmini bizzat Hitler&#8217;e takdim ettiğini, resmin altına Atatürk&#8217;ün yazdığı yazıdan Hitler&#8217;in büyük bir memnuniyet duyduğunu ve Atatürk&#8217;e hayran olduğunu söylediğini yazar. Buna göre Hitler, &#8220;Türkiye&#8217;de hiçbir siyasi emelimiz yoktur ve olamaz. Dolayısıyla güzel ilişkilerde bulunmayı arzu eder ve bunu tabii görürüz&#8221; demiştir. (13 Temmuz). Nitekim bir ay sonra Hitler, Atatürk&#8217;ün kendisine resmini göndererek &#8220;kalbî temennilerini&#8221; bildirmesinden duyduğu memnuniyeti belirten mektubunu gönderir. Atatürk 11 Ekim 1937 tarihli mektubunda, Hitler&#8217;in mektubundan duyduğu memnuniyeti şöyle bildirir: &#8220;Pek mütehassis olduğum bu nazikâne mukabelelerden ve bana, şahsî saadetleriyle Alman milletinin refahı hakkındaki samimi temennilerimi tekrar eylemek fırsatını verdiklerinden dolayı Ekselanslarına kalbî teşekkürlerimi arz ederken derin bir haz duymaktayım.&#8221; Kurtuluş ümidi bağışladınız 28 Ekim 1937&#8217;de Hitler Cumhuriyet Bayramı tebriğini gönderir. Atatürk ise cevaben şunu yazar: &#8220;Ekselanslarına teşekkürlerimi arzeder ve saadet ve afiyetleriyle Almanya&#8217;nın refahı hakkındaki samimi temennilerimin kabulünü rica ederim.&#8221; 30 Nisan 1938&#8217;de Atatürk Almanya&#8217;nın milli bayramı dolayısıyla Hitler&#8217;i kutlarken 6 Temmuz günü Numan Menemencioğlu eliyle Hitler&#8217;e &#8220;selam, muhabbet ve şahsi takdir hislerini&#8221; gönderir. 29 Ekim&#8217;de Hitler, Cumhuriyet Bayramı&#8217;nı kutlar Atatürk&#8217;ün. Ertesi günü yazdığı cevaptaysa Atatürk, Hitler&#8217;e &#8220;hararetli teşekkürleri&#8221;ni sunar. Ölümünden 10 gün önce yazılmış bu son mesajı, Atatürk&#8217;ün ölümü üzerine Hitler&#8217;in Meclis Başkanı Abdülhalik Renda&#8217;ya gönderdiği taziye mesajı takip eder. Bu mesajı beraber okuyalım: &#8220;Ekselansları TBMM başkanına, tüm Türk halkına kendim ve Alman halkı adına Atatürk&#8217;ün vefatından ötürü derin üzüntülerimi iletirim. Kendisiyle birlikte büyük bir asker ve mükemmel bir devlet adamı ve tarihî bir kişiliği kaybettik. Kendisi yeni Türkiye &#8220;Reich&#8221;ının kurulmasına damgasını vurmuştur. Türkiye&#8217;nin varlığı nesiller boyu yaşayacaktır.&#8221; (Kitapta tercüme edilmemiş olan bu mesajı çeviren Aynur Kırcı&#8217;ya teşekkür.) Nitekim Berlin Büyükelçiliği&#8217;nin 11 Kasım tarihli mesajında Führer&#8217;in bir adamının, Kemalist Türkiye&#8217;nin kendilerine bir yıldız gibi kurtuluş ümidi bağışladığını söylediği belirtilecektir. 4 küsur yıl boyunca devam eden Atatürk-Hitler mektuplaşmalarının bilançosu böyle. Bundan sonra bana susmak düşecek. Gerçekler konuşunca hep olduğu gibi. 15 Nisan 2012, Pazar]]></description>
		
					<wfw:commentRss>http://www.mustafaarmagan.com.tr/genel/ataturk-hitlere-neler-yazmisti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
