<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Atatürk&#8217;ün Mal Varlığı &#8211; Mustafa Armağan &#8211; Kişisel Web Sitesi</title>
	<atom:link href="http://www.mustafaarmagan.com.tr/etiket/ataturkun-mal-varligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mustafaarmagan.com.tr</link>
	<description>Tarihle Birlikte Düşünmek...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 May 2013 08:33:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.0.8</generator>

<image>
	<url>http://www.mustafaarmagan.com.tr/wp-content/uploads/2017/11/cropped-mustafa-armagan-icon-32x32.png</url>
	<title>Atatürk&#8217;ün Mal Varlığı &#8211; Mustafa Armağan &#8211; Kişisel Web Sitesi</title>
	<link>http://www.mustafaarmagan.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün bilinmeyen kız kardeşi</title>
		<link>http://www.mustafaarmagan.com.tr/genel/ataturkun-bilinmeyen-kiz-kardesi/</link>
					<comments>http://www.mustafaarmagan.com.tr/genel/ataturkun-bilinmeyen-kiz-kardesi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Jun 2012 05:38:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün bilinmeyen kız kardeşi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Mal Varlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.mustafaarmagan.com.tr/?p=5345</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk: Yazılarak unutturulan lider. Yazılması istenenler köpürtülerek, istenmeyenler sükûta büründürülerek unutturulan demek daha doğru.  Hakkında yazılan binlerce kitap, makale ve derlemenin onun üzerini toz, hatta toprak bulutuyla kaplamış bulunması, bugünün olduğu kadar geleceğin tarihçisini de deveye hendek atlatmak ya da bu diyara hiç uğramamak seçeneklerinden birini tercihe zorlayacaktır. &#160; Misal mi? Geçen hafta Başbakanlık Arşivi&#8217;ndeki aslını yayınladığım Atatürk&#8217;ün hazineye bağışladığı çiftlikleri (ki mal varlığının sadece bir kısmıydı). Tarihçilik ilk, orijinal kaynağa ulaşmaktır. Peki onun ekmeğini yiyen bu kadar kurum olduğu halde çiftlik meselesini burunlarının dibindeki Cumhuriyet Arşivi&#8217;nden incelemeye neden yanaşmamışlardır? Önümde Atatürk Dil ve Tarih Yüksek Kurumu gibi şatafatlı bir unvana sahip kurumun Atatürk Araştırma Merkezi tarafından 2006&#8217;da yayınlanan &#8220;Atatürk Orman Çiftliği&#8217;nin Tarihi&#8221; kitabı duruyor. Yazarı da bir prof.: İzzet Öztoprak. Üstelik metin kısmı 134 sayfa tutan bu kitabı iki prof. da incelemiş! Gelgelelim geçen hafta düzelttiğim maddi bir hata aynen bu &#8216;bilimsel&#8217; eserde de tekrarlanmış. Güya Atatürk bir &#8216;çelik&#8217; fabrikasına ortakmış. Hayır efendim, çelik değil, &#8216;çeltik&#8217; fabrikasına ortaktı. Düzelt düzeltebilirsen. Aynı takım hücum üstüne hücum tazeliyor. Vay efendim, daha ne istiyorsun, bak ne güzel çiftliklerini hazineye bağışlamış vs. Ben bu kadar mal varlığını nereden edindiğini sorgulamadım ki? Sadece belgedeki dökümü aktardım. Dökümü verince akla bu sorunun geleceğini pekala biliyorlar çünkü ve hemen savunmaya geçiyorlar. Oysa asıl soruları bu haftaya saklamıştım: 1) Atatürk 155 bin dönüm arazi, şu kadar inek, koyun, tavuk (ve yazmayı unuttuğum 58 adet merkep) vesaire demirbaşları Hazineye hangi şartlarda devretmişti? 2) Devretmeseydi bu mallar kime veya kimlere kalacaktı? İlk sorudan başlayalım. İsmet İnönü&#8217;nün &#8220;Hatıralar&#8221;ı (Bilgi Yay., 3. baskı, 2009, s. 544-545) çarpıcı bir iddiayı dile getirmekte. &#8216;En yakın arkadaşı&#8217; diye sunulan İnönü&#8217;ye göre Atatürk, Orman Çiftliği&#8217;ni Tarım Bakanlığı&#8217;na (Ziraat Vekaleti) satmaya çalışıyormuş. Buna itiraz etmiş. Çiftliklerde hükümet ve devletin de büyük emeği bulunduğunu, dolayısıyla &#8220;hazine yardımı ile meydana gelmiş bir eseri tekrar hazineye satma&#8221;nın doğru olmayacağını söyleyen İnönü&#8217;ye Atatürk &#8220;Öyleyse ne yapayım?&#8221; diye sormuş. O da &#8220;Bilmiyorum&#8221; demiş. Bunun üzerine Atatürk &#8220;Vereyim ama nereye vereyim?&#8221; diye sormuş. İnönü de &#8220;Hazineye ver&#8221; diyerek çiftliklerin hazineye devrinin kendi tavsiyesi üzerine gerçekleştiğini anlatmış. İnönü bombanın pimini çekmeyi ihmal etmez: &#8220;Aslında çiftliği elden çıkarma(sı)nın bir sebebi de zarar etmesi(ydi). Ondan kurtulmak için satış muamelesi düşünülüyor.&#8221; Yani zarar eden çiftliği devlete satarak zarardan kurtulmak istemektedir Atatürk. Bunu kim söylüyor? Devrin Başbakanı. Nerede söylüyor? Sabahattin Selek&#8217;e anlattığı hatıralarında. Başka ne söylediğini merak ettiniz mi? Öyleyse özetleyerek okumaya devam: &#8220;İkincisi, çiftlik hazineye devrediliyor, fakat bira fabrikası devredilmiyor. Pekala dedim, sahibi Atatürk olduğu için Tekel (İnhisar) Bakanlığı Atatürk ile mukavele imzalayacak. Atatürk&#8217;le konuştum. Bakanlıkla mukavele yapacaksınız dedim. Güldü. &#8216;Nasıl olacak?&#8217; dedi. &#8216;Bu olmayacak. Karşı karşıya geçeceğiz de devlet başkanı ile hükümet olarak tekel mukavelesi yapacağız, olmaz bu&#8217; dedim.&#8221; İnönü&#8217;nün söylediklerinde iki önemli nokta öne çıkıyor: 1) Atatürk çiftlikleri zarar ettikleri için devlete satmak istiyor ama buna kendisi engel oluyor. 2) Sonunda hazineye bağışlıyor ama kâr eden bira fabrikasını listeden çıkartıyor, buna da İnönü engel oluyor. Cumhurbaşkanının bir bakanıyla karşı karşıya geçip fabrikası için mukavele imzalayacak olmasındaki çarpıklığı bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor. İnönü&#8217;yü destekleyen bir başka ifadeye, Kâzım Özalp&#8217;ın Türkiye İş Bankası Yayınları&#8217;ndan çıkan &#8220;Atatürk&#8217;ten Anılar&#8221; kitabında rastlıyoruz. Eski TBMM Başkanı bakın ne yazmış: &#8220;Ancak, yapılmış olan büyük yatırımlar nedeniyle borçlar da çoğalmıştı. İsmet Paşa&#8217;nın teklifi üzerine Atatürk, çiftliği, geliştirilmesini devam etmek şartıyla, bir milli müessese olarak idare edilmek üzere, borçlarıyla beraber hükümete devretmeye razı olmuştu.&#8221; &#160; Şimdi diğer soruya geçebiliriz: Çiftliklerini hazineye bırakmasaydı ne olacaktı? Söyleyeyim: Tek yasal varisi olan kız kardeşi Makbule Hanım&#8217;a kalacaktı! Makbule Hanım o tarihte tüccar ve fabrikatör ve dahi milletvekili Mustafa Mecdi Boysan&#8217;la evliydi. Genellikle pasif ve ketum bir kadın olarak sunulan Makbule Hanım&#8217;ın dinî konularda farklı bir tavır içinde olduğunun en azından 3 örneğini biliyoruz. Birincisi, 19 Kasım 1938 sabahı Dolmabahçe Sarayı&#8217;nda cenaze namazının kılınmasında ısrar eden kişinin Makbule Hanım olduğunu, hatta 1953&#8217;te Anıtkabir&#8217;e götürülmek üzere tabutu açıldığında içine Arapça bir dua yazılı kâğıdı koymak istediğini biliyoruz. Ayrıca Falih Rıfkı Atay &#8220;Çankaya&#8221;sında (Atatürkçü olsam ilk işim bu kitabı yasaklatmak olurdu!) Serbest Fırka&#8217;nın faaliyette olduğu yıllarda Atatürk&#8217;ün kulağına gelen &#8216;en acı haber&#8217;den şöyle bahseder: &#8220;En yakınlardan birinin Yalova köylerinde, kendi aleyhinde, DİN PROPAGANDASI YAPMIŞ OLMASI idi (1).&#8221; Diyeceksiniz ki, ne var bunda, isim vermiyor ki! Siz öyle zannedin, &#8220;Çankaya&#8221;nın 1969 baskısının 574. sayfasındaki 1 nolu dipnotta şu cümle yazılıdır: &#8220;Yapan kız kardeşi idi.&#8221; Gördünüz mü Atatürk&#8217;ün o pasif ve suskun kız kardeşini? Serbest Fırka&#8217;ya girince Yalova köylerinde ağabeyi aleyhine din propagandası yapmış. Bunu da bir kenara yazın. Şimdi bilinmeyen bir başka tarafını gündeme getireceğim Makbule Hanım&#8217;ın. 8 Kasım 1952 tarihli &#8220;Resimli 20. Asır&#8221; dergisinde gazeteci Kandemir&#8217;in kendisiyle yaptığı bir söyleşi yayınlanır. İçini döker zavallı kadın. Kocasından boşanmıştır. Ne arayanı vardır, ne soranı. &#8220;Hayatta yapayalnız kaldım&#8221; der, &#8220;Allah&#8217;tan başka hiç, hiç kimsem yok. Şu evde, ÖMRÜM KUR&#8217;AN VE İBADETLE GEÇİYOR. Bir de O&#8217;nun sesi kulaklarımda.&#8221; Siz hiç Makbule Hanım&#8217;ın ömrünün namaz kılarak ve Kur&#8217;an okuyarak geçtiğini yazan bir Atatürk kitabı okudunuz mu? Okumadınız muhtemelen ama sağlığında yayınlanan bu söyleşisinde öyle diyor. Başka ilginç şeyler de diyor: Annem Zübeyde Hanım&#8217;ın mezarı başına bir taş dikilsin demişti abim, onlar ise götürüp bir kaya parçası koymuşlar. &#8220;Böyle yapacaklarını bilseydi herhalde razı olmazdı.&#8221; &#160; Atatürk&#8217;ün, İnönü&#8217;nün oğullarına mirasından para bıraktığı vasiyete inanmadığı türünden yenilir yutulur olmayan şeyler de söylüyor ama bu kadarı bile Makbule Hanım&#8217;ı tanımadığımızı göstermeye yeterli. Neyse, ben şu &#8220;Din propagandacısı&#8221; üzerinde biraz çalışayım izninizle. 17 Haziran 2012, Pazar]]></description>
		
					<wfw:commentRss>http://www.mustafaarmagan.com.tr/genel/ataturkun-bilinmeyen-kiz-kardesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün mal varlığı</title>
		<link>http://www.mustafaarmagan.com.tr/genel/ataturkun-mal-varligi/</link>
					<comments>http://www.mustafaarmagan.com.tr/genel/ataturkun-mal-varligi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Jun 2012 14:36:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Mal Varlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.mustafaarmagan.com.tr/?p=5337</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk&#8217;ün oteli, lunaparkı, gazoz fabrikası, şarap imalathanesi, deri fabrikası, 2 fırını, 4 lokantası, 443 baş sığırı, 13.100 baş koyunu ve 2.450 adet tavuğu olduğunu biliyor muydunuz? Atatürk&#8217;ün mal varlığı konusu, bağışlandığı 1937&#8217;den beri bilinse de, 1968&#8217;e kadar tartışma gündemine getirilmemiş. Fethi Naci&#8217;nin 1968 tarihli &#8220;100 Soruda Atatürk&#8217;ün Temel Görüşleri&#8221; kitabı bu konuya yer vermiş. Doğan Avcıoğlu &#8220;Türkiye&#8217;nin Düzeni&#8221;nde özet geçmiş. Nihayet çok okunduğu için Atatürk&#8217;ün mal varlığı bilgisini kamuoyuna mal eden eser 1970 Şubat&#8217;ında arz-ı endam etmiş kitapçı vitrinlerine: Yazan: İsmail Cem. Adı: &#8220;Türkiye&#8217;de Geri Kalmışlığın Tarihi&#8221;. Sol hareketlerin bu canlı yıllarında Atatürk ile de sert bir hesaplaşma içine girilmişti; yani o tarihte sol, henüz Kemalizm&#8217;e eklemlenmiş değildi. Atatürk devrimlerini &#8216;sol devrim&#8217;in bir aşaması kabul ediyor ve aşılması gerektiğini savunuyorlardı. Tabii Cumhuriyet&#8217;in ilk yıllarında solun devlet eliyle ezilmesini de bir tür tabii afet gibi değerlendiriyorlardı. Atatürk&#8217;ün 11 Haziran 1937&#8217;de Hazine&#8217;ye devrettiği ve kendisi tarafından çıkarılan mal varlığı dökümünün orijinaline Başbakanlık Arşivi&#8217;nde ulaştım ve tam ve hatasız bir şekilde burada yayımlayacağım. Ancak önce Türkiye&#8217;de Atatürk&#8217;ün ne kadar ciddiye alındığına dair birkaç cümle. Fethi Naci bazı hatalarla &#8220;Söylev ve Demeçler&#8221;in 4. cildinden alıyor listeyi. İsmail Cem de listeyi Naci&#8217;den aktarıyor ama kaynağını yanlış yorumlayarak onun bu bilgileri Mazhar Leventoğlu&#8217;nun &#8220;Atatürk&#8217;ün Vasiyeti&#8221; kitabından aldığını yazıyor. Derken Cem&#8217;in kitabı da başkalarına &#8216;kaynak&#8217; oluyor! ve aynı hatalar devam edip gidiyor. Kimse gidip Başbakanlık Arşivi&#8217;ndeki orijinaline bakma zahmetine katlanmadığı için liste yalan yanlış yayımlanıp duruyor. Biri de şu listenin orijinalini yayımlayıp tartışmalara son vermiyor ne yazık ki. Aşağıdaki liste, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi&#8217;nde bulunan orijinal belgeden alınmış olup mesela önceki yayınlarda &#8220;çelik fabrikası&#8221; diye geçen ibarenin aslında &#8220;çeltik fabrikası&#8221; olduğu gibi vahim hataların düzeltilmiş şeklidir. Hazırlattığı ve altına imza attığı listeye göre Atatürk Ankara&#8217;da Orman, Yağmurbaba, Balgat, Macun, Güvercinlik, Tahar, Etimesgut ve Çakırlar çiftliklerinden oluşan Orman Çiftliği ile Yalova&#8217;daki Millet ve Baltacı, Silifke&#8217;deki Tekir ve Şövalye çiftliklerinin, Hatay Dörtyol&#8217;daki portakal bahçesi ile Karabasamak çiftliğinin, ayrıca Tarsus&#8217;taki Piloğlu çiftliğinin sahibidir. Atatürk, Hazine&#8217;ye bağışladığı malları 6 kalemde topluyor. İlk kalem, arazidir. Buna göre toplam 154 bin 729 dönüm araziye sahip olduğunu öğreniyoruz. Ayrıntılar şöyle:          A)582 dönüm meyve bahçeleri,          B)700 dönüm fidanlık (650 bin adet fidan),          C)400 dönüm Amerikan asma fidanlığı (560 bin adet kök bağ çubuğu),          D)220 dönüm bağ (88 bin adet bağ kütüğü),          E)375 dönüm sebze bahçesi (Fethi Naci&#8217;de 370 çıkmış),          F)220 dönüm zeytinlik (6.600 ağaçlık),          G)1.654 ağacın bulunduğu 17 dönüm portakallık (F. Naci 27 dönüm demiş),          H)15 dönem kuşkonmazlık, 100 dönüm park ve bahçe ile 2.650 dönüm çayır ve yoncalık,          İ)1.450 dönüm orman, 148 bin dönüm tarıma elverişli arazi ve meralar. Sonra bina ve tesisler geliyor. Buna göre 51 adet binanın sahibi olduğunu yazıyor Atatürk.          A)45 adet yönetim binası ve ikametgâhı,          B)7 adet 15 bin baş koyun kapasiteli ağıl,          C)Aydos ve Toros yaylalarında kurulan 6 adet mandıra, 8 adet at ve sığır ahırı,          D)7 adet ambar, 4 adet samanlık ve otluk, 6 adet hangar ve sundurma,          E)4 adet lokanta, gazino ve eğlence yerleri, lunapark, 2 adet fırın, 2 adet sera. 3. kısımda fabrika ve imalathanelerini sıralıyor. Belgeden Atatürk&#8217;ün birer adet bira, malt, buz, soda ve gazoz, deri, tarım aletleri ve demir fabrikası ile biri Ankara&#8217;da, diğeri Yalova&#8217;da olmak üzere 2 adet modern süt fabrikası bulunduğunu öğreniyoruz. Ayrıca yine Ankara ve Yalova&#8217;da birer geniş yoğurt imalathanesi, yılda 80 ton şarap üretme kapasitesine sahip bir şarap imalathanesi, elektrikli bir değirmeni, İstanbul&#8217;daki bir çeltik fabrikasında yüzde 40 hissesi, her biri 15&#8217;er ton kaşar, 1.000 teneke beyaz peynir, 600 teneke tuzlu yağ yapmaya elverişli 2 imalathanesi faal haldeymiş. &#8220;Umumi tesisat&#8221; başlığı altında şu bilgilere yer verilmiş: &#38;         A)Ankara ve Yalova&#8217;da iki tavuk çiftliği,          B)Yalova&#8217;daki çiftliğinde iki özel iskele ve liman tesisatı,          C)3&#8217;ü Ankara&#8217;da, 2&#8217;si İstanbul&#8217;da olmak üzere 5 adet satış mağazası,          D)Orman Çiftliği&#8217;nde kanalizasyon, sulama, telefon ve elektrik tesisatı, küçük beton köprüler, özel yollar, içme ve su dağıtım şebekesi; Yalova ve Tekir çiftliklerinde de benzer tesisat.          E)Orman Çiftliği&#8217;nde çiftlik müzesi ile ufak çaplı bir hayvanat bahçesi tesisatı. Listenin en ilginç kısmını ise canlı hayvanlar oluşturuyor. Buna göre Atatürk&#8217;ün,          A)Kıvırcık, merinos, karagül, karaman cinslerinden 13.100 baş koyunu,          B)Simental, Hollanda, Kırım, Jersey, Görensey, Halep ile yeni üretilen Orman ve Tekir ırklarından 443 baş sığırı,          C)İngiliz, Arap, Macar ve yerli ırklardan 69 adet koşu ve binek atı, 58 adet çoban merkebi,          D)Legorn, Rhode Island ve yerli ırklardan 2.450 adet tavuğu varmış. Liste bitmedi henüz. Son olarak sıra cansız demirbaşlarda. . Atatürk&#8217;ün cansız mal varlığı arasında 16 traktör, 13 harman ve biçerdöver makinesi ve o günün fiyatlarıyla 66 bin lira değerinde (bu rakam önce yazılıp sonra karalanmış) &#8220;bilumum&#8221; ziraat alet ve edevatı, 35 tonluk bir adet deniz motoru (Yalova Çiftliği&#8217;nde), 5 adet kamyon ve kamyoneti, 2 adet binek otomobili ile 19 adet çiftliklerin servislerinde çalıştırılan binek ve yük arabası bulunuyormuş. Özetlersek Atatürk&#8217;ün 154 bin 729 dönüm araziye; belgede 51 yazıyor ama benim hesabıma göre 91 binaya; 6 fabrika, 5 imalathane, 1 değirmen ve 1 çeltik fabrikası ortaklığına; 2 tavuk çiftliğine, iki özel iskeleye, 5 mağazaya, çeşitli sulama vs. tesisatına, köprülere, müzeye ve hayvanat bahçesine; binlerce koyun, sığır, at ve tavuğa; traktör, deniz motoru, kamyon, kamyonet, otomobil ve servis araçlarına sahip olduğunu görüyoruz. Sen ne diyorsun? diyenlere, gidin, laik ve Kemalist olduğundan kuşku duymadığınız İsmail Cem&#8217;in kitabını okuyun diyorum. İsmail Cem&#8217;in, Mustafa Kemal&#8217;in 1923&#8217;te Balıkesir&#8217;de söylediği şu sözleri sansürlemesi ne anlama geliyor, iyi düşünün: &#8220;Kaç milyonerimiz var? Hiç. Bundan dolayı biraz parası olanlara da düşman olacak değiliz. Tersine memleketimizde birçok milyonerlerin, hatta milyarderlerin yetişmesine çalışacağız.&#8221; 10 Haziran 2012, Pazar]]></description>
		
					<wfw:commentRss>http://www.mustafaarmagan.com.tr/genel/ataturkun-mal-varligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>8</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
