<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Demokrat Parti &#8211; Mustafa Armağan &#8211; Kişisel Web Sitesi</title>
	<atom:link href="http://www.mustafaarmagan.com.tr/etiket/demokrat-parti/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mustafaarmagan.com.tr</link>
	<description>Tarihle Birlikte Düşünmek...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 May 2013 08:33:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.0.8</generator>

<image>
	<url>http://www.mustafaarmagan.com.tr/wp-content/uploads/2017/11/cropped-mustafa-armagan-icon-32x32.png</url>
	<title>Demokrat Parti &#8211; Mustafa Armağan &#8211; Kişisel Web Sitesi</title>
	<link>http://www.mustafaarmagan.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün kız kardeşini CHP dışlamış, DP sahip çıkmıştı</title>
		<link>http://www.mustafaarmagan.com.tr/genel/ataturkun-kiz-kardesini-chp-dislamis-dp-sahip-cikmisti/</link>
					<comments>http://www.mustafaarmagan.com.tr/genel/ataturkun-kiz-kardesini-chp-dislamis-dp-sahip-cikmisti/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Jun 2012 05:48:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün bilinmeyen kız kardeşi]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrat Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Makbule Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[Tek Parti Devri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.mustafaarmagan.com.tr/?p=5354</guid>

					<description><![CDATA[Yakın tarihin restorasyonu, daha doğru bir deyimle sağlığına kavuşturulması şart. Ne kadar yıldırmaya ve susturmaya çalışırlarsa çalışsınlar bu olacak.  Er veya geç. Zira &#8220;Biz sussak hakikat susmayacak&#8230;&#8221; Atatürk&#8217;ün kız kardeşi Makbule Hanım 1956 Ocak&#8217;ına kadar sağdı. Bir kukla muamelesi yaptıkları bu kadıncağızın en büyük kabahati, dindar olması ve Tek Parti yönetimine, hele hele İsmetizm&#8217;e boyun eğmemesiydi. Geçen hafta da yazdığım gibi, Serbest Cumhuriyet Fırkası&#8217;na, yani abisinin Fethi Okyar&#8217;a kurdurduğu partiye girdikten sonra (dikkat! 1930 yazındayız) Atatürk&#8217;ün yürüttüğü din politikasını açıkça eleştiren de Makbule Hanım&#8217;dı (Falih Rıfkı gibi bir muhalifi yazmasa ben de sizin gibi inanmayacaktım). Makbule Hanım, İsmet İnönü&#8217;yü Serbest Fırka&#8217;yı kapattırmasından beri sevmezdi. Zaten cumhurbaşkanlığı döneminde de araları pek iyi değildi. Atatürk&#8217;ün bütün çevresi gibi itilip kakılmıştı. Ta ki Celal Bayar Çankaya&#8217;ya çıkana kadar&#8230; Pek bilinmez ama Bayar, Makbule Hanım&#8217;la yakından ilgilenmiş, evine her gün Köşk&#8217;ten yemek ve çiçek göndertmişti. Hatta Makbule Hanım&#8217;ı hastanede kendi yattığı lüks odaya yatırıp her türlü ihtiyacını karşıladığını biliyoruz. Ayrıca kendisine vatani hizmet tertibinden 1000 lira maaş bağlayan da ağabeyinin kurduğu CHP değil, Demokrat Parti olmuştur. İnönistlerin Makbule Hanım hakkında tek kelime etmeye yüzü olmamalı bence. Zira Atatürk&#8217;ün kız kardeşi bakın ne demiş 1952 Kasım&#8217;ında: &#8220;Meğer İsmet Paşa, daha fırka doğarken ölümünü tacil edecek (çabuklaştıracak) bütün tertibatı almış bulunuyormuş&#8230; Günün birinde baktım ki, İsmet Paşa&#8217;nın Serbest Fırka kılığına sokturmuş olduğu hamalları, şunları bunları kamyonlara doldurarak bizim tarafımızda nümayişlere sevk ediliyor. Bunlar Serbest Fırka lehinde ayaklanmış gibi gösterilerek &#8220;İşte bakın&#8230; Bu fırka başımıza gaileler açacak&#8221; deniyordu. Bunu o anda ağabeyim bile bilmiyordu. Ancak Samsun Belediye Reisi öldükten sonra bu sır meydana çıktı. Fakat iş işten geçmişti.&#8221; Atatürk&#8217;e hediye edilen Eğridir&#8217;deki Can Adası&#8217;nın Makbule Hanım&#8217;a miras kaldığı ve onun da adayı bir şirkete sattığı haberi (Cumhuriyet, 16 Kasım 1971). *** Makbule Atadan&#8217;ın, ağabeyi Atatürk&#8217;ün millete bağışladığı çiftliklerden hakkı olan parseli geri almak için açtığı dava Cumhuriyet&#8217;e böyle yansımış. Makbule Hanım o gün öyle şeyler anlatmış ki Kandemir&#8217;e, siyasî tarihçilerimizin bunları mutlaka bulup okuması lazım. İsmet Paşa ve etrafındaki ekibin muhalefete düşman olduklarını bu söyleşi kadar netlikle aktaran metin zor bulunur. Neyse, biz okumaya devam edelim Makbule Hanım&#8217;ın anlattıklarını: &#8220;Serbest Fırka feshedildiği sırada Çankaya&#8217;da bulunuyordum. Ağabeyimle otururken İsmet Paşa geldi. Sinirli görünüyordu. Bana pür-hiddet &#8220;Hanımefendi, siz demişsiniz ki, Serbest Fırka&#8217;ya ben ağabeyim emir verdi de girdim&#8221; deyince ağabeyimin (yani Atatürk&#8217;ün) renginin attığını gördüm.&#8221; Demek ki İsmet Paşa&#8217;nın Atatürk&#8217;e hücum etme şekli buymuş. Öğrenmiş olduk. Rengini bile attırabiliyormuş onun. Başka? Bir de şu cümleleri okuyun derim: &#8220;İsmet Paşa&#8217;nın başbakanlığı devam ederken ahbaplarım, yakın dostlarım, ağız birliği etmişcesine &#8216;Atatürk memleketi kurtardı. Sonra cumhurbaşkanlığına çekildi. İsmet Paşa hükümeti oldu bu&#8217; diye şikâyetlerde bulunurlardı. Ben de bunu kendisine söyledim. Hiç unutmam, &#8216;Başbakanlığa geçmek için cumhurbaşkanlığından çekilmek istedim. Fakat bu görevi kime teklif ettimse bir türlü kabul ettiremedim&#8217; demişti.&#8221; Buna karşılık Atatürk&#8217;ün &#8220;kızı&#8221; mı yoksa &#8220;eşi&#8221; mi olduğu bir türlü aydınlatılamayan Afet İnan&#8217;dan hiç mi hiç hazetmediğini de anlıyoruz Makbule Hanım&#8217;ın. Biraz şifreli ama okunmaya değer bir parçadır aşağıdaki: &#8220;Afet&#8217;e Darülaceze&#8217;den 4-5 yaşında bir çocuk vermişlerdi. Bu bacaksız hepimizin sigaralarını yakarken ağabeyimin Foks ismindeki köpeğine de kibrit çakar, hayvancağızı ürkütürdü. Bu hali dikkatle seyreden ağabeyim &#8216;Bu köpek bu kızdan çok temizdir, anladınız mı?&#8217; diye etrafındakilerin yüzüne bakardı. Ben onun o manalı bakışıyla ne demek istediğini anlardım&#8230; Siz de anladınız mı ne demek istediğini?&#8221; Anlamadık Makbule Hanım anlamadık ama anlar gibi olduk. Belki bir Atatürk uzmanı çıkar da anlatır ne demek istediğini. Ben kaynaklarıyla Makbule Hanım hakkında bulduklarımı aktarıyorum. İsteyen bunlardan ne mana çıkartıyorsa çıkartsın. Bu arada Atatürk&#8217;ün serveti konusunda bilmediğimiz neler varmış neler! İşte her biri gündeme bomba gibi düşecek haber başlıkları: -20 Mart 1930&#8217;da Atatürk&#8217;e Eğridir&#8217;e gelişinde bir hektarlık ada hediye edilmiş! Adı Can Adası. Fakat Atatürk bunu millete bağışlamamış, Makbule Hanım&#8217;a miras bırakmış. Makbule Hanım ne yapmış peki? O da özel bir şirkete satmış. (Ben ilerici &#8220;Cumhuriyet&#8221; gazetesinin yalancısıyım. Merak eden 16 Kasım 1971 tarihli nüshasına baksın.) -&#8220;Atatürk&#8217;ün kız kardeşi Hazine aleyhine dava açtı.&#8221; &#8220;Cumhuriyet&#8221;in 25 Aralık 1954 tarihli ilk sayfasında çıkan bu habere göre Makbule Hanım, ağabeyinin Hazine&#8217;ye bağışladığını bildiğimiz Orman Çiftliği&#8217;nin tahminen 100 bin m²&#8217;lik kısmının kendisine ait olduğu iddiasıyla dava açmış. Nasıl olmuşsa olmuş, bir parselin tapusu Hazine&#8217;ye intikal etmemiş. İşte yukarıda kendisine bir ada miras kalan Makbule Hanım, bu parsele de göz koymuş. Değeri, 1954 fiyatlarıyla tam 1 milyon liraymış. -&#8216;Bu kadar da olmaz&#8217; demediyseniz henüz, şimdi diyeceğinizden eminim, zira aynı gazetenin ertesi günkü nüshasında Orman Çiftliği&#8217;ne 10 kişinin daha dava açtığını okuyoruz. Haber aynen şöyle devam ediyor: &#8220;Öğrendiğimize göre Orman Çiftliği ve dolayısıyla Hazine aleyhine açılan davaların adedi gün geçtikçe fazlalaşmaktadır. Halen 10 kadar davada davacılar çiftliğin takriben (yaklaşık) yarısından fazlasının kendilerine veraset suretiyle intikali lazım geldiğini ve arazinin, çiftliğin kuruluşu sırasında NORMAL BİR SATIŞLA ALINMADIĞINI iddia etmektedirler. Hatta (sıkı durun şimdi) açılan davalardan biri, davacılar tarafından kazanılmış, Temyiz (Yargıtay) de tasdik etmiştir.&#8221; Gazete, Hazine&#8217;nin kaybettiği arazinin yerini de söyleyerek değerinin tam 7 milyon lirayı bulduğunu ekliyor. 1954&#8217;te açılan bu iki dava bize Atatürk Orman Çiftliği&#8217;nin satın alınma şeklinde de bit yenikleri olduğunu göstermiyorsa neyi gösteriyor değerli a dostlar? Millet 1950&#8217;den sonra uyanmış, hakkını geri almaya çalışıyor. Hazine&#8217;ye bağışlandığı için geri verilmeyeceğini zannedenler de fena halde yanılmış oluyor. Atatürk&#8217;ün kız kardeşi dahil olmak üzere mağdurların ancak DP döneminde mahkemelere başvuruyor olması da yeterince anlamlı değil midir? Çünkü 1950 yılı siyasetin ve hukukun restorasyonuydu. 2000&#8217;li yıllar ise tarihin ve darbeciliğin restorasyonuna sahne olacaktır. Tarihin mülkiyeti yeniden milletin üzerine geçinceye kadar devam edecek davamız. Böyle biline! 24 Haziran 2012, Pazar]]></description>
		
					<wfw:commentRss>http://www.mustafaarmagan.com.tr/genel/ataturkun-kiz-kardesini-chp-dislamis-dp-sahip-cikmisti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Milleti mehterle buluşturan Genelkurmay Başkanı da tutuklanmıştı</title>
		<link>http://www.mustafaarmagan.com.tr/genel/milleti-mehterle-bulusturan-genelkurmay-baskani-da-tutuklanmisti/</link>
					<comments>http://www.mustafaarmagan.com.tr/genel/milleti-mehterle-bulusturan-genelkurmay-baskani-da-tutuklanmisti/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 10:41:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül 1980]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül Askeri Darbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrat Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Genelkurmay Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Nuri Yamut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.mustafaarmagan.com.tr/?p=4886</guid>

					<description><![CDATA[Demokrat Parti iktidarıyla uyumlu çalışan 4 merhum Genelkurmay Başkanı&#8217;nın kemiklerinin Devlet Mezarlığı&#8217;na nakledilmeyişi esrarını koruyor.  12 Eylül darbesinden sonra çıkarılan kanunda naaşları Devlet Mezarlığı&#8217;na taşınacaklar arasında Genelkurmay Başkanları da sayıldığı halde onlara bu şansın tanınmayışı, tartıştığımız sivil-asker ilişkileri bakımından çok önemlidir. Bir bakıma iade-i itibar, bir bakıma da yerine getirilmesi gecikmiş bir görev olacaktır bu. Bakalım bu ayıbı temizlemek kime nasip olacak? İşte halen Zincirlikuyu&#8217;da gayet sade bir mezarda eşi Cavidan ve kızı Güsfent&#8217;le birlikte son uykusunu uyumakta olan Mehmet Nuri Yamut, 6. Genelkurmay Başkanı olarak 1950&#8217;den Nisan 1954&#8217;e kadar görev yapmış, emekliye ayrıldıktan sonra DP&#8217;den milletvekili seçilmişti. 27 Mayıs darbesi onu da Yassıada&#8217;ya atmaktan çekinmemiş, türlü hakaret ve işkencelere maruz bırakılmış, arası fazla sürmeden kansere yakalanmıştı. 9 Mart 1961&#8217;de Kasımpaşa Deniz Hastanesi&#8217;ne yatırılan Nuri Yamut, 3 ay sonra, 5 Haziran 1961 Pazartesi günü saat 18.30&#8217;da son nefesini vermişti. Dolayısıyla İlker Başbuğ &#8220;ilk tutuklanan Genelkurmay Başkanı&#8221; değil, Rüştü Erdelhun ve Nuri Yamut&#8217;tan sonra tutuklanan üçüncü Genelkurmay Başkanı&#8217;dır. Lakin tutuklanış sebepleri arasında dağlar kadar fark olduğunu söylememiz gerekir. 6. ve 10. Genelkurmay başkanları olan Yamut ve Erdelhun, sivil otoriteyle iyi geçindikleri ve darbe yapmadıklarından yargılandıkları halde Başbuğ, darbeye teşebbüsten yargılanıyor. Yani bir zamanlar darbe yapmamak suç iken, şimdi darbe yapmak suç. Düşünün ki, bu noktaya gelebilmek, bu açık gerçeği idrak edebilmek için kaç azap çemberinden geçmemiz gerekti. Genelkurmay&#8217;ın resmi sitesindeki Nuri Yamut biyografisi pek harcıalem hazırlanmış. Nedense 1913-1919 döneminden tek kelime ile olsun bahsetmiyor. Oysa bağlı bulunduğu 2. Kolordu&#8217;nun Zığındere&#8217;de görev yaptığı ve orada yaralandığı pekâlâ yazılabilirdi. Aynı şekilde 1916&#8217;da Doğu cephesinde bulunduğunu İsmet Görgülü&#8217;nün &#8220;On Yıllık Harbin Kadrosu&#8221; adlı kitabından öğrenebilirlerdi. (Sonlara doğru &#8220;Balkan, 1&#8217;inci Dünya ve Kurtuluş Savaşı&#8217;na katılmıştır&#8221; cümlesi yapıştırılmış. İyi de, şunu yerine yazsaydınız daha şık olmaz mıydı?) Peki emrinde onca uzman bulunan Genelkurmay&#8217;ın sitesinde geçen &#8220;Yamut Paşa Fransızca bilmektedir&#8221; ifadesine ne demeli? Paşa öleli yarım asır oldu beyler! Ne demek &#8220;Fransızca bilmektedir&#8221;? Aynı şekilde milletvekilliğinden de bahis yok. Neden? Bir askerin milletvekili olması ayıpsa İnönü&#8217;yü anlatırken de aynısını yapmalı değil miydiniz? Derdim, bir internet sitesini eleştirmek değil. Yamut hakkında bilgi kırıntılarını yan yana getirmek ve neden bu denli az, eksik ve de yanlış bilindiğini sorgulamak. Bir insanı öldükten sonra öldürmek denir buna. Oysa en azından şunlar yazılabilirdi: 1935&#8217;te kapatılan Mehterhane&#8217;yi 18 yıl sonra yeniden açma şerefi ona aittir. İstanbul&#8217;un Fethi&#8217;nin 500. yıl kutlamaları vesilesiyle Osmanlı Mehterhanesi&#8217;nden kalan eşya ve aletleri toplar, eski mehtercileri buldurup onlardan bilgi alır ve mehter törenlerini yeniden başlatır. Bu hayırlı hizmeti sebebiyle her daim rahmetle yâd edilecektir. Paşa bir gezide Çanakkale şehitlerinin kafataslarından piramitler yapıldığını, kemiklerinin dağ gibi yığıldığını görür ve kahrolur. Bunun üzerine Zığındere şehitlerinin kemiklerini toplatıp gömdürür ve üzerine kendi adıyla anılan anıtı yaptırır. Torunu Haldun Şahingiray&#8217;ın telefonda verdiği bilgiye göre Paşa bu anıtı yaptırabilmek için İzmir&#8217;deki 2 evini satmıştır. Bir askerî tarihçi anıtın yapımı için maaşını bağışladığını ekliyor. Geleceğin Genelkurmay Başkanı Nuri Yamut 1938 yılında Tümgeneral rütbesindeyken çektirmiş bu fotoğrafı. Eşi Cavidan ve kızı Güsfent ile objektife böyle bakmış. Sol altta, Genelkurmay Başkanı olduktan sonra&#8230; Böylece hem mehter marşları çalınırken hem de Çanakkale şehitlikleri gezilirken Nuri Yamut&#8217;un hatırasıyla karşılaşırız. Torunu Haldun Bey&#8217;e göre, Paşa son derece kibar biriymiş. Genelkurmay Başkanı iken dahi kahve isteyeceği zaman &#8220;Benim kahve isteyeceğimi hissettin galiba&#8221; dermiş. Lafı Yassıada&#8217;ya getiriyorum. Konuşmak istemiyor. Bu kötü hatıraları içimize gömmek istiyoruz diyor. Bu tavra başkalarında da rastladığım için şaşırmıyorum. &#8220;Peki kendisini son görüşünüz nasıl oldu?&#8221; diye soruyorum. &#8220;Hastanede, sadece kapıdan gösterdiler&#8221; diyor. Odaya sokmamışlar. Uzaktan &#8216;Nasılsın?&#8217; diyebilmiş, el sallamışlar, o kadar. Kansere de kahrından yakalanmış zaten. Yavuz Donat&#8217;ın birkaç yıl önce köşesine taşıdığı, 27 Mayıs&#8217;ta kendisini tutuklamaya gelen askerler tarafından dövülüp merdivenden yuvarlandığı rivayeti aile tarafından tasvip görmüyor. Acaba bunun sebebi, o kötü olayları unutmak istemeleri olmasın? Nitekim ben o rivayeti başka kaynaklardan da dinledim. Buna göre kendisini tutuklamaya gelenlerden Muzaffer Çakmaklı adlı bir teğmen, &#8220;Ben Çanakkale ve İstiklal Savaşı gazisiyim, eski Genelkurmay Başkanı&#8217;yım, beni hangi hakla tutukluyorsunuz?&#8221; diye diretince Paşa&#8217;ya bir tokat atıyor. Tokadın etkisiyle kalın dereceli gözlüğü yere fırlıyor, bunun üzerine aynı teğmen gözlüğü ayağıyla eziyor ve o tarihte 71 yaşında olan Yamut Paşa&#8217;yı koluna girip Harp Okulu&#8217;na götürüyorlar. Türlü hakaret ve eziyetler altında cereyan eden Yassıada duruşmalarına hastalığından dolayı katılamayan Nuri Paşa, sonunda hastaneye kaldırılıyor ve orada hayatını kaybediyor. Böylece 3 ay sonra hakkında verilecek ceza da düşmüş oluyor. Sen Abdülhamid döneminde Harbiye&#8217;ye gir, Balkan savaşlarından Çanakkale&#8217;ye kadar cepheden cepheye koş, yaralan, gazi ol, İstiklal Savaşı&#8217;na katıl, Sakarya&#8217;da 7. Tümen Kurmay Başkanı olarak düşmanı kovala, Genelkurmay Başkanı ve milletvekili ol, sonra bacak kadar çocuklar kapına dayanıp seni zindana atsınlar ve kanseri manevî acına katık yaparak son günlerini tamamla, ailene bir kez dahi sarılmana müsaade edilmesin. Bu da yetmiyormuş gibi, tarih kitaplarından adın çıkarılsın. Tevfik Fikret&#8217;in dediği gibi &#8220;Acı şeyler Haluk, fakat gerçek&#8221;. Neyse ki, bu milletin o acılardan dersler çıkardığı zamanlar geldi çattı. Kendisine hizmet ettiği halde mağdur edilenleri hiç unutmayacak bu millet. Rüştü Erdelhun ve Nuri Yamut da değerlerimize sahip çıktıkları ve demokrasiye yaptıkları hizmetler sebebiyle unutulmayacaklar arasında. 15 Ocak 2012, Pazar]]></description>
		
					<wfw:commentRss>http://www.mustafaarmagan.com.tr/genel/milleti-mehterle-bulusturan-genelkurmay-baskani-da-tutuklanmisti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
