<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Genelkurmay Başkanı &#8211; Mustafa Armağan &#8211; Kişisel Web Sitesi</title>
	<atom:link href="http://www.mustafaarmagan.com.tr/etiket/genelkurmay-baskani/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mustafaarmagan.com.tr</link>
	<description>Tarihle Birlikte Düşünmek...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 May 2013 08:33:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.0.8</generator>

<image>
	<url>http://www.mustafaarmagan.com.tr/wp-content/uploads/2017/11/cropped-mustafa-armagan-icon-32x32.png</url>
	<title>Genelkurmay Başkanı &#8211; Mustafa Armağan &#8211; Kişisel Web Sitesi</title>
	<link>http://www.mustafaarmagan.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Milleti mehterle buluşturan Genelkurmay Başkanı da tutuklanmıştı</title>
		<link>http://www.mustafaarmagan.com.tr/genel/milleti-mehterle-bulusturan-genelkurmay-baskani-da-tutuklanmisti/</link>
					<comments>http://www.mustafaarmagan.com.tr/genel/milleti-mehterle-bulusturan-genelkurmay-baskani-da-tutuklanmisti/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 10:41:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül 1980]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül Askeri Darbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrat Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Genelkurmay Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Nuri Yamut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.mustafaarmagan.com.tr/?p=4886</guid>

					<description><![CDATA[Demokrat Parti iktidarıyla uyumlu çalışan 4 merhum Genelkurmay Başkanı&#8217;nın kemiklerinin Devlet Mezarlığı&#8217;na nakledilmeyişi esrarını koruyor.  12 Eylül darbesinden sonra çıkarılan kanunda naaşları Devlet Mezarlığı&#8217;na taşınacaklar arasında Genelkurmay Başkanları da sayıldığı halde onlara bu şansın tanınmayışı, tartıştığımız sivil-asker ilişkileri bakımından çok önemlidir. Bir bakıma iade-i itibar, bir bakıma da yerine getirilmesi gecikmiş bir görev olacaktır bu. Bakalım bu ayıbı temizlemek kime nasip olacak? İşte halen Zincirlikuyu&#8217;da gayet sade bir mezarda eşi Cavidan ve kızı Güsfent&#8217;le birlikte son uykusunu uyumakta olan Mehmet Nuri Yamut, 6. Genelkurmay Başkanı olarak 1950&#8217;den Nisan 1954&#8217;e kadar görev yapmış, emekliye ayrıldıktan sonra DP&#8217;den milletvekili seçilmişti. 27 Mayıs darbesi onu da Yassıada&#8217;ya atmaktan çekinmemiş, türlü hakaret ve işkencelere maruz bırakılmış, arası fazla sürmeden kansere yakalanmıştı. 9 Mart 1961&#8217;de Kasımpaşa Deniz Hastanesi&#8217;ne yatırılan Nuri Yamut, 3 ay sonra, 5 Haziran 1961 Pazartesi günü saat 18.30&#8217;da son nefesini vermişti. Dolayısıyla İlker Başbuğ &#8220;ilk tutuklanan Genelkurmay Başkanı&#8221; değil, Rüştü Erdelhun ve Nuri Yamut&#8217;tan sonra tutuklanan üçüncü Genelkurmay Başkanı&#8217;dır. Lakin tutuklanış sebepleri arasında dağlar kadar fark olduğunu söylememiz gerekir. 6. ve 10. Genelkurmay başkanları olan Yamut ve Erdelhun, sivil otoriteyle iyi geçindikleri ve darbe yapmadıklarından yargılandıkları halde Başbuğ, darbeye teşebbüsten yargılanıyor. Yani bir zamanlar darbe yapmamak suç iken, şimdi darbe yapmak suç. Düşünün ki, bu noktaya gelebilmek, bu açık gerçeği idrak edebilmek için kaç azap çemberinden geçmemiz gerekti. Genelkurmay&#8217;ın resmi sitesindeki Nuri Yamut biyografisi pek harcıalem hazırlanmış. Nedense 1913-1919 döneminden tek kelime ile olsun bahsetmiyor. Oysa bağlı bulunduğu 2. Kolordu&#8217;nun Zığındere&#8217;de görev yaptığı ve orada yaralandığı pekâlâ yazılabilirdi. Aynı şekilde 1916&#8217;da Doğu cephesinde bulunduğunu İsmet Görgülü&#8217;nün &#8220;On Yıllık Harbin Kadrosu&#8221; adlı kitabından öğrenebilirlerdi. (Sonlara doğru &#8220;Balkan, 1&#8217;inci Dünya ve Kurtuluş Savaşı&#8217;na katılmıştır&#8221; cümlesi yapıştırılmış. İyi de, şunu yerine yazsaydınız daha şık olmaz mıydı?) Peki emrinde onca uzman bulunan Genelkurmay&#8217;ın sitesinde geçen &#8220;Yamut Paşa Fransızca bilmektedir&#8221; ifadesine ne demeli? Paşa öleli yarım asır oldu beyler! Ne demek &#8220;Fransızca bilmektedir&#8221;? Aynı şekilde milletvekilliğinden de bahis yok. Neden? Bir askerin milletvekili olması ayıpsa İnönü&#8217;yü anlatırken de aynısını yapmalı değil miydiniz? Derdim, bir internet sitesini eleştirmek değil. Yamut hakkında bilgi kırıntılarını yan yana getirmek ve neden bu denli az, eksik ve de yanlış bilindiğini sorgulamak. Bir insanı öldükten sonra öldürmek denir buna. Oysa en azından şunlar yazılabilirdi: 1935&#8217;te kapatılan Mehterhane&#8217;yi 18 yıl sonra yeniden açma şerefi ona aittir. İstanbul&#8217;un Fethi&#8217;nin 500. yıl kutlamaları vesilesiyle Osmanlı Mehterhanesi&#8217;nden kalan eşya ve aletleri toplar, eski mehtercileri buldurup onlardan bilgi alır ve mehter törenlerini yeniden başlatır. Bu hayırlı hizmeti sebebiyle her daim rahmetle yâd edilecektir. Paşa bir gezide Çanakkale şehitlerinin kafataslarından piramitler yapıldığını, kemiklerinin dağ gibi yığıldığını görür ve kahrolur. Bunun üzerine Zığındere şehitlerinin kemiklerini toplatıp gömdürür ve üzerine kendi adıyla anılan anıtı yaptırır. Torunu Haldun Şahingiray&#8217;ın telefonda verdiği bilgiye göre Paşa bu anıtı yaptırabilmek için İzmir&#8217;deki 2 evini satmıştır. Bir askerî tarihçi anıtın yapımı için maaşını bağışladığını ekliyor. Geleceğin Genelkurmay Başkanı Nuri Yamut 1938 yılında Tümgeneral rütbesindeyken çektirmiş bu fotoğrafı. Eşi Cavidan ve kızı Güsfent ile objektife böyle bakmış. Sol altta, Genelkurmay Başkanı olduktan sonra&#8230; Böylece hem mehter marşları çalınırken hem de Çanakkale şehitlikleri gezilirken Nuri Yamut&#8217;un hatırasıyla karşılaşırız. Torunu Haldun Bey&#8217;e göre, Paşa son derece kibar biriymiş. Genelkurmay Başkanı iken dahi kahve isteyeceği zaman &#8220;Benim kahve isteyeceğimi hissettin galiba&#8221; dermiş. Lafı Yassıada&#8217;ya getiriyorum. Konuşmak istemiyor. Bu kötü hatıraları içimize gömmek istiyoruz diyor. Bu tavra başkalarında da rastladığım için şaşırmıyorum. &#8220;Peki kendisini son görüşünüz nasıl oldu?&#8221; diye soruyorum. &#8220;Hastanede, sadece kapıdan gösterdiler&#8221; diyor. Odaya sokmamışlar. Uzaktan &#8216;Nasılsın?&#8217; diyebilmiş, el sallamışlar, o kadar. Kansere de kahrından yakalanmış zaten. Yavuz Donat&#8217;ın birkaç yıl önce köşesine taşıdığı, 27 Mayıs&#8217;ta kendisini tutuklamaya gelen askerler tarafından dövülüp merdivenden yuvarlandığı rivayeti aile tarafından tasvip görmüyor. Acaba bunun sebebi, o kötü olayları unutmak istemeleri olmasın? Nitekim ben o rivayeti başka kaynaklardan da dinledim. Buna göre kendisini tutuklamaya gelenlerden Muzaffer Çakmaklı adlı bir teğmen, &#8220;Ben Çanakkale ve İstiklal Savaşı gazisiyim, eski Genelkurmay Başkanı&#8217;yım, beni hangi hakla tutukluyorsunuz?&#8221; diye diretince Paşa&#8217;ya bir tokat atıyor. Tokadın etkisiyle kalın dereceli gözlüğü yere fırlıyor, bunun üzerine aynı teğmen gözlüğü ayağıyla eziyor ve o tarihte 71 yaşında olan Yamut Paşa&#8217;yı koluna girip Harp Okulu&#8217;na götürüyorlar. Türlü hakaret ve eziyetler altında cereyan eden Yassıada duruşmalarına hastalığından dolayı katılamayan Nuri Paşa, sonunda hastaneye kaldırılıyor ve orada hayatını kaybediyor. Böylece 3 ay sonra hakkında verilecek ceza da düşmüş oluyor. Sen Abdülhamid döneminde Harbiye&#8217;ye gir, Balkan savaşlarından Çanakkale&#8217;ye kadar cepheden cepheye koş, yaralan, gazi ol, İstiklal Savaşı&#8217;na katıl, Sakarya&#8217;da 7. Tümen Kurmay Başkanı olarak düşmanı kovala, Genelkurmay Başkanı ve milletvekili ol, sonra bacak kadar çocuklar kapına dayanıp seni zindana atsınlar ve kanseri manevî acına katık yaparak son günlerini tamamla, ailene bir kez dahi sarılmana müsaade edilmesin. Bu da yetmiyormuş gibi, tarih kitaplarından adın çıkarılsın. Tevfik Fikret&#8217;in dediği gibi &#8220;Acı şeyler Haluk, fakat gerçek&#8221;. Neyse ki, bu milletin o acılardan dersler çıkardığı zamanlar geldi çattı. Kendisine hizmet ettiği halde mağdur edilenleri hiç unutmayacak bu millet. Rüştü Erdelhun ve Nuri Yamut da değerlerimize sahip çıktıkları ve demokrasiye yaptıkları hizmetler sebebiyle unutulmayacaklar arasında. 15 Ocak 2012, Pazar]]></description>
		
					<wfw:commentRss>http://www.mustafaarmagan.com.tr/genel/milleti-mehterle-bulusturan-genelkurmay-baskani-da-tutuklanmisti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İdama mahkûm edilen Genelkurmay Başkanı</title>
		<link>http://www.mustafaarmagan.com.tr/genel/idama-mahkum-edilen-genelkurmay-baskani/</link>
					<comments>http://www.mustafaarmagan.com.tr/genel/idama-mahkum-edilen-genelkurmay-baskani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Jan 2012 21:44:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[27 Mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[27 Mayıs Darbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Genelkurmay Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[İlker Başbuğ]]></category>
		<category><![CDATA[Rüştü Erdelhun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.mustafaarmagan.com.tr/?p=4883</guid>

					<description><![CDATA[İlker Başbuğ&#8217;un mahkemece tutuklanması yazılı ve görsel basında &#8216;İlk kez bir Genelkurmay Başkanı tutuklanıyor&#8217; yorumlarına yol açtı.  Ne var ki, 27 Mayıs darbesinde devrin Genelkurmay Başkanı yalnız tutuklanmakla kalmamış, idamla yargılanmış, hatta rütbesi orgenerallikten erliğe indirilerek bir askere yapılabilecek en ağır hakaretlerden birisine maruz bırakılmıştı. 26. Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ&#8217;un &#8220;terör örgütü yöneticisi olmak ve darbeye teşebbüs&#8221; suçlamasıyla tutuklanması üzerine, yakın tarihimizin bu hicranlı sayfasını açmak ihtiyacını duydum. Genelkurmay Başkanlığı&#8217;nın resmî internet sitesinde 10. Genelkurmay Başkanı olarak adı geçen Org. Rüştü Erdelhun hakkında her şey anlatılıyor da, nedense bir askeri darbeye muhatap olduğu es geçiliyor. &#8220;Genelkurmay Başkanlığı görevinden 3 Haziran 1960 tarihinde emekliye ayrılmıştır.&#8221; Bu kadar. Bu kadar mı acaba? Darbeye teşebbüsten tutuklanan İlker Başbuğ&#8217;un tam tersine, Rüştü Erdelhun&#8217;un suçu, darbeye katılmamak ve bütün gücüyle engellemeye çalışmaktı! 1960 yılında Genelkurmay Başkanı darbeye katılmadığı için tutuklanmıştı, bugün bir başka Genelkurmay Başkanı darbeye teşebbüsten tutuklanıyor. Yarım asırlık tarihimizin bundan daha çarpıcı bir tablosunu bulmak zordur. Asker doğdum, Asker öleceğim Rüştü Erdelhun 1894&#8217;te Edirne&#8217;de doğmuş, Nisan 1921&#8217;de İstiklal Savaşı&#8217;na katılmış, 23 Ağustos 1958&#8217;de atandığı Genelkurmay Başkanlığı görevine 27 Mayıs darbesine kadar devam etmiş. İngilizce, Fransızca ve Japonca bilen Erdelhun, başta İstiklal Madalyası olmak üzere çok sayıda nişan ve madalyayı göğsünde taşıyan bir asker. En dikkate değer özelliği (bir zamanlar en büyük suçuydu), askerin siyasete karışmaması gerektiğine olan inancıydı. Fevzi Çakmak ekolünden geliyordu. Buna göre asker askerliğini yapacak, siyaset sivillerin işi olacaktı. Siyasete soyunmak isteyen de üniformasını çıkaracaktı. Org. Erdelhun 27 Mayıs&#8217;tan bir süre önce emrindeki askerlerin kaynaştığının farkına varmıştı varmasına ama bu denli kapsamlı bir hücre yapılanmasıyla kuşatıldığını öğrenememiş, var gücüyle yaklaşan darbenin önüne geçmeye uğraşmıştı. Nitekim Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi&#8217;nden Erdal Şen&#8217;in bulup &#8220;Yassıada&#8217;nın Karakutusu&#8221; adlı kitabında yayımladığı notlarında milletin manevî değerlerine olduğu kadar demokrasiye de saygı ve inancını vurgulayan satırlar şöyle: &#8220;Parti mücadelesine ordu karışmamalı, tarafsız olmalı. Silahlı gruplar millet otoritesi ve esasına dayalı hükümet icraatlarına mani olmamalı. Silahlı Kuvvetler&#8217;in siyasete karıştırılmaması gerektiği bilinmelidir. Türkiye ve Türk milleti Müslüman&#8217;dır. Türk askerinin şiarı, devletin, hükümetin ve Genelkurmay&#8217;ın personeli olmasıdır. Ordunun görevleri hükümetin siyasetini temin ve ülkenin huzurunu temindir. Bir memlekette her şey kanun ve adaletle olacak. Ordu birkaç yüz mektep talebesinin veya sokak maiyetinin bir kahramanı olmayacaktır. Siyasete karışmayın. Ordu ancak hükümetin emrinde devletin nizamını korumaya memurdur.&#8221; İşte örnek bir Genelkurmay Başkanının tavrı. Garip olan, Erdelhun&#8217;un tam da bu bir askerin göstermesi gereken normal tavrı yüzünden darbecilerce hakaretlere uğramış ve idama mahkûm edilmiş olmasıdır. İdama mahkum edilen Erdelhun en önde elleri kelepçeli olarak görülüyor. Darbecilerden Sıtkı Ulay anılarında Erdelhun&#8217;la görüşmesinde beraberce Baş-bakan&#8217;a gidip onu istifaya davet etmeyi teklif ettiğini yazar. Genelkurmay Başkanı Erdelhun buna, &#8220;Ben asker olarak doğdum, asker olarak öleceğim. Politikadan anlamam ve karışmam. Bunu bana başka birisi söyleseydi tutuklardım.&#8221; diye sert bir tepki göstermiştir. Erdelhun aynı gün Ankara garnizonundaki bütün subay ve generalleri toplayıp sert bir dille uyarmış ve sokağa dökülenler olursa bunları kendi elleriyle öldüreceği tehdidinde bulunmuştu. Darbeden 10 gün önce yaptığı bu konuşmada subaylara Türk ordusunun demokrat bir rejimin ordusu olduğunu ve hükümette DP&#8217;nin mi, yoksa CHP&#8217;nin mi olduğunun kendilerini ilgilendirmediğini söylemiştir. Ayak sesleri duyulan darbeyi engellemek için çırpınan bir Genelkurmay Başkanı vardır karşımızda. Nitekim Erdelhun bizzat İstanbul&#8217;a koşup Sıkıyönetim Komutanı&#8217;nı bir tarafa itmiş ve olaylara el koymuş, bu yüzden darbecilerin gözünde itibarını yitirmiştir. Beklenen sona hızla yaklaşılmaktadır. Harp Okulu öğrencilerinin 21 Mayıs yürüyüşünü güç bela durduran Erdelhun, Başbakanlık&#8217;a çağrılır. Bayar, Menderes, Erdelhun ve Milli Savunma Bakanı Ethem Menderes&#8217;in yaptıkları toplantıda Başbakan, öğrencilere sert davranılmaması gerektiği uyarısında bulunur. 26 Mayıs sabahı da boş durmaz Genelkurmay Başkanı. Ordusu için için kaynamakta ama o, bu seli durdurmak için çaresizce çırpınmaktadır. Generallerini toplayıp ihtilale katılmamaları konusunda uyarır. Hatta tehdit eder. Darbeden önceki son gün öğleden sonra da isyanı teskin çabalarına devam eder. Yüksek rütbeli subayları MSB Sinema salonunda toplayıp bir darbeye karşı olduğunu açıkça bildirir. Darbenin ülkeyi bir felakete sürükleyeceğini, kulağına böyle söylentiler geldiğini, buna teşebbüs edenler olursa çekinmeden vuracağını söyler. Hatta darbenin engellenmesi için civarda bulunan bazı birlikleri Ankara&#8217;ya kaydırmayı bile planlar. Nereden nereye Bu sırada da Menderes ve Bayar&#8217;a ordunun kontrol altında olduğunu, endişeye mahal bulunmadığını söylemektedir ama endişe etmesi gerekenlerden birinin de kendisi olduğunu ne yazık ki o sırada bilmemektedir. Darbeciler artık Genelkurmay başkanlarını da devirmeye karar vermişlerdir. 27 Mayıs günü ilk tutuklananlardan biri de Genelkurmay Başkanı olur. 3 Haziran günü orgenerallikten erliğe tenzil-i rütbe ettirilir ve Yassıada&#8217;ya postalanıp idamla yargılanacaklar arasına katılır. Nihayet 15 idam kararı çıkar ama aralarındaki tek Demokrat Partili olmayan isim, bir generaldir: Rüştü Erdelhun. O da diğerleri gibi elleri kelepçelenerek İmralı&#8217;ya götürülür ve ölüm hücresine konulur. Sessizce kaderini beklemektedir. İdamlar gerçekleştikten sonra affedildikleri bildirilir ve Kayseri Hapishanesi&#8217;ndeki çile günleri başlar. 9 Kasım 1983 günü vefat edene kadar da çekildiği köşesinden Türkiye&#8217;nin nereden nereye geldiğini izlemekle yetinmiştir. Darbeye katılmamanın suç olduğu bir dönemden teşebbüs edenlerin yargılandığı günlere geldik. Türkiye bu dönüşümü iyi yorumlamalı. 08 Ocak 2012, Pazar]]></description>
		
					<wfw:commentRss>http://www.mustafaarmagan.com.tr/genel/idama-mahkum-edilen-genelkurmay-baskani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
